3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü

Bakanlığımızın yürüttüğü ‘’Türkiye’de Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat’’ kapsamında 04.10.2016 Salı günü Türkiye genelinde ‘’Hergün 10 Bin Adım’’ temalı yürüyüş yapıldı. İlimizde ise bu yürüyüş, Kahramanmaraş Sağlık İl Müdürlüğü liderliğinde,İl Vali Yardımcımız Dr. Erkan BULGAN önderliğinde; Halk Sağlığı Müdürlüğü, Kamu Hastaneler Genel Birliği Sekreterliği, Tabip Odası ve birçok kamu kurum-kuruluşlarımız ile okulların geniş katılımlarıyla oldukça ses getirdi.

Mesai saatleri içerisinde, güneşin en tepede olduğu saatlerde, bu kadar insanın katılımıyla, yollar kapatılarak neden yürüyoruz peki? Kanıtlandığı üzere, ‘’Obezite’’ başta Diyabetes Mellitus (DM) olmak üzere, Hipertansiyon (HT), Koroner Arter Hastalığı (KAH), Osteoartroz vb kronik hastalıkların ana sorumlularından. 21. Yüzyıl başından beri de dünyada obezite sıklığı artmakta, sadece erişkinler değil, çocuklarımızda da sıklıkta artış var. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya çapında çocukların kilolu olma prevelansı 1990-2014 arasında %4.8 den %6.1 e yükselmiş durumda. Bu da demek oluyor ki, 20 yıl sonra beklenenden daha çok yeni tanı DM, HT, KAH vb olan bir çok hasta sağlık sistemine dahil olmuş olacak.

1997-1998 yıllarında yapılan TURDEP I (Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması-II) ve sonrasında tekrarı şeklinde planlanarak Ocak 2010- Haziran 2010 tarihlerinde yapılan TURDEP II çalışması sonuçları göstermiştir ki; Türkiye’de obezite sıklığı %32 , Diyabet sıklığı % 13.7 dir. 12 yılda Diyabet sıklığı %90, obezite sıklığı ise %44 artmıştır. İlk çalışmada gösterilen kentsel-kırsal diyabet sıklığı farkının, ikinci çalışmada ortadan kalktığı gözlenmiştir. Sadece dünya değil ülkemiz de obezite ve beraberinde getirdiği tehlikelerle karşı karşı karşıyadır.

Teknolojinin hayatımıza kattıklarıyla, obezitenin şiddeti de artmakta tabii… Artık 15 katlı apartmanlarda yaşıyoruz, çok katlı iş yerlerinde çalışıyoruz, yeri geliyor ekmeğimizi bile almaya arabayla gidiyoruz.. Gıda endüstrisinin de teknoloji ile daha da gelişmesi sonucu marketlerdeki gıda (özellikle şekerli gıdalar) raflarının da arttığını hiç düşündünüz mü? Televizyonda programlar arasında çıkan her 2-3 reklamdan birinin şeker bazlı atıştırmalıklar olduğu, çocukların bu reklamlardaki müzikleri, dansları nasıl ezberledikleri hiç dikkatinizi çekti mi? Gıda firmalarının sürekli yeni ürünler/şekilli jelibonlar/ cipsler üreterek çocukların dikkatini çekmeyi başardığı… Ailelerin de; belki de farkında olmadan, bu duruma katkısı yadsınamaz. Çocuklarımızı şeker-çikolata/ Alışveriş merkezlerinde fast food yemekle ödüllendiriyoruz. Küçüklükten itibaren başlıyoruz belki de buna, ‘’Hocam bebek emzik tutmuyor, tutsun diye emziği bala, pekmeze batırıyoruz’’ ile başlayan ‘’Sınavı/dersi var, aman yeter ki çalışsın’’ ile devam eden cümleler kuruyoruz. Her şeyini önüne getiriyoruz, kendi kalkıp almasın, vakit kaybetmesin istiyoruz ya da tam tersi çocuklarımızı en son teknoloji aletlerle de ödüllendirerek onları hareketsizliğe itebiliyoruz farkında olmadan. Günde kaç kez ‘’Çocuğum,bırak o tableti artık elinde’’ diyoruz acaba? Günlük hayatımızın bir parçası olan bu ve benzeri davranışlarda yapacağımız basit değişikliklerle obeziteyi ve beraberinde getireceği birçok hastalığı gelişmeden önce önlemek elimizde.
Sağlık Bakanlığımızın bu ve benzeri projelerle sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamı destekleme konusundaki çalışmaları ile farkındalığın artacağı ve bu çalışmaların meyvelerini sağlıklı nesillerle alacağımız aşikardır.

Kaynaklar; www.who.org, www.diyabet.gov.tr (Prof. Dr. İlhami SATMAN ve TURDEP II Çalışma Grubu), http://beslenme.gov.tr/content/files/diyabet/turkiyediyabetprog